Elric kardeşler annelerinin mezarının başında.

edward-alphonse-elric.jpg

Edward Elric, ya da daha iyi bilinen adıyla metal simyacı (ing: fullmetal alchemist), henüz küçük bir çocukken babası tarafından terk edilmiş bir çocuk olarak karşımıza çıkar animenin ilk bölümünde. Ne yazık ki babasının evden ayrılmasının ardından çok geçmeden Edward ve kardeşi Alphonse‘yi başka bir talihsizlik daha bulmuştur: annelerinin ölümü. Bu yıkım üzerine Edward, kardeşi Alphonse ile birlikte simya (ing: alchemy) çalışmalarına hız verecektir.

İnsan Dönüşümü – Eşit Takas:

İki kardeş babalarının simya kitaplarından öğrendikleri bilgilerle var olan simya bilgilerini hızlı biçimde geliştirirler. Bu bilgileri bunca hızla öğrenmek istemelerinin esas sebebi karanlıktır. Edward ve Alphonse Elric, simyada bir tabu olarak kabul edilen “insan dönüşümü”nü gerçekleştireceklerdir. İngilizcesi “human transmutation” olan bu simya olayı, insan vücudunu oluşturan maddelerin gerekli oranlarda kullanılması yoluyla ölmüş bir insanı tekrar yaşama getirebilmeyi amaçlamaktadır. Ancak simyanın temel ilkelerinden olan eşit takas (equivalent trade) ilkesine göre bu mümkün değildir. Simya ile bir şey oluşturabilmek için, o şeyin hammaddeleri de simya çemberi içerisinde olmalıdır. Bu ilkeye göre, insan vücudu içerisinde olan maddelerle birlikte ruh da dönüşüm çemberinde bulunmalıdır, ancak bu da ileride görüleceği üzere belirli bir ruhu insana dönüştürmeye yetmeyecektir. Dönüştürülen “Gerçek”in(ing: truth) kapılarından gelen rastgele bir ruh olacaktır.

edward-elric-insan-donu_umu.jpg

Edward ve Alphonse insan dönüşümü için çizdikleri simya çemberinin başında. Maalesef Elric kardeşler de bu tabunun peşinde, annelerini tekrar görebilmek için insan dönüşümü yapmaya girişmişler ve Edward’ın bir kolu ve bir bacağı (Kolunu, son anda kardeşinin ruhunu kurtarabilmek adına bir zırha sabitleyebilmek için feda etmiştir.) ve Alphonse’nin de insan vücudu bu dönüşüm çemberi tarafından alınmıştır. Ortaya çıkan ise anneleriyle alakası olmayan ve yarım kalmış bir dönüşüm olmuştur.

Resmi Simyacılık:

Bu olaydan sonra kardeşlerin en büyük amacı vücutlarını geri kazanabilmek olmuştur. Bunun için Edward bir “resmi simyacı” (ing: state alchemist) olmuştur. Resmi simyacılar, teori ve uygulama içeren sınavlardan geçerek devlet, temel olarak ordu, için çalışmaya hak kazanan seçkin kişilerdir. Edward da en küçük yaşta bu ünvanı almayı hak eden kişi olmuştur. Yolculukları boyunca Ed ve Al’ın zorlukların üstesinden nasıl geldiğini ve bunda kardeşliklerinin oynadığı büyük payı görmekteyiz.

Felsefe Taşı:

Hikayede önemli bir yeri olan felsefe taşı, üstün simya güçlerini onu kullanan kişiye vermek gibi bir gücü olan, kırmızı bir taştır. Bu taşın en önemli özelliği ise, Edward ve Alphonse’nin vücutlarını geri alabilmeleri için onlara bir şans veriyor olmasıdır. Ancak Elric kardeşlerin bu taş ile ilgili öğrenecekleri şeyler, bu amaçlarını başka biçimde yapmak konusunda fikir değiştirmeleriyle sonuçlanacaktır. Diğer yandan, felsefe taşının bu gücünü ilk farkedenler tabii ki de Edward ve Alphonse değildir, hikaye genelinde bu taşın etrafında dönen pek çok olaya tanık olunacaktır.

felsefe-ta__-fullmetal-alchemist.png

Felsefe taşı.

Homunculus’lar:

Edward ve Alphonse’nin felsefe taşı peşindeki serüveninde onları takip eden ve sık sık karşı karşıya geldikleri üstün nitelikli varlıklardır. 7 adet homunculus vardır ve bunlar Hristiyanlık’ta yer alan 7 kutsal günahı temsil edecek şekilde karakterize edilmiş ve adlandırılmışlardır. Esasında, hikayenin genelinin homunculuslar etrafında döndüğünü söylemek pek de yanlış olmaz. İzleyici, animede ilerledikçe felsefe taşı ve homunculuslar arasındaki ilişkiyi daha iyi kavrayacaktır.

yedi-olumcul-gunah.jpg

Homunculuslar, 7 ölümcül günahı temsil etmektedirler.